Yoğun sanat etkinlikleri ve sergilerle dolu üretken bir sezona devam ederken, sanat sayfamızdan, sanatseverlere yazılarımla ulaştmak için çalışmalarıma başladım.

Her yeni proje sanatçıyı son derece heyecanlandırır. Çünkü; yeni bir maceraya, kendini yeniden yaratmaya ve keşfetmeye açılan bir kapıdır. Yeni bir projeye başladığımda, ilk olarak şu sorunun cevabını ararım.

“ Bu yeni eseri, etkinliği, sergiyi veya projeyi diğer sunulanlardan ayıran temel özellik nedir.? “

Temelde sanatçının eserini, o ana kadar ortaya konulan çalışmalardan ayırması yani “Fark Yaratması” isteğiyle yola çıkması gerektiğini düşünmekteyim.
Dolayısı ile aradığım temel ayraç, fark yaratmaktan geçmelidir.

Her eseri kendi içimde, bir üst seviyeye giden küçük bir adım olarak kabul ederim.
Bu duygu ve kararlılıkla yola çıkışım; mevcut imkanlarım, bilgi birikimim ve donanımlarımla elde edilebileceğim en iyi sonuca ulaşmak için temel referans noktasını oluşturur. Elbette; fark yaratmak adına başlayan çalışmamı, sonuca ulaştığımda tekrar aynı soruyla gözden geçiririm. Kendi adıma bu soru ile başlayıp, bitirdiğimde sorguladığım çalışmalarımda; referans noktaya ne kadar kendi içimde yaklaştığımı, daha neler yapamam gerektiğini tespit etmeyi hedeflemekteyim. Bu sorgulamanın sonunun gelmeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü, ben o eseri belki hiç yapmış olmayacağım. Aksi bu serüvenin; sonsuzluğa ve gelişime açık olan kapısını kapatmak olur.

Yüzyıllardan beri sanatsal alanlara ait temel kurallar belirlenmiş ve sınırsız eserler üretilmiştir. Eser üretmek adına bu soruyu referans alarak işe başlamak, elbette gün geçtikçe sanatçıyı köşeye sıkıştıran bir sorgulama halini almıştır.

Birçok sergi geziyorum, birçok eser izliyorum veya projeler takip ediyorum. Bunları yaparken peşinde olduğum gerçek, başka çalışmalar ile vizyonumu genişletmeye çalışmak. Genel eğilimde; taklit, tekrar ve sorgulamadan ortaya konulan eserler izlediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun yanıtını aradığımda ise; kendi içimde ulaştığım cevaplar buluyorum.

İnsan psikolojisinde; takdir edilmek, kabul görmek gibi duygular yer almaktadır. Her sanatçının bu duygulara üst düzeyde sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak, sanatsal bir dalda eser üretmek söz konusu ise; risk almak, denemekten çekinmemek, beğenilmemek ve kabul görmemek gibi olumsuz kaygılarından kurtulmak gerekir. Eserde fark yaratmak adına; temel unsurlara hakim olup, üzerinden kendilerine ait bir tarz ve uslüp ortaya çıkartmak için, tüm bu olumsuz duygularla savaşmaları gerektiğini düşünmekteyim. Bu bahsi geçen duyguların sonucunda da; iyi taklitler, birebir tekrarlardan öteye geçmeyen eserlerle karşılaşmamızı normal karşılıyorum.

Bir esere baktığımda, aklımdan birden fazla sanatçı isminin geçmesi halinde benim eserle olan bağım çoktan kopmuş oluyor. Ne kadar üst düzey teknik içerirse içersin esere karşı ilgimi kaybetmiş oluyorum. Teknik iyi tekrarlanmış ama fark yaratan unsur nerede..?
Bir yandan resim alanında eğitim alan sanatçı arkadaşlarımızın; hocalarının ekseninden çıkma cesaretini kendilerinde bulamayışlarını üzülerek izlerken diğer bir yandan da kendilerine ait çizgiyi oluşturmaya kalktıklarında önlerinin de kesildiğini gözlemek hiçte zor olmuyor. Tabii ki, istisnai durumlar yok değil.!
“Fark Yaratmak”, belki üzerinde çalıştığımız konuyla ilgili ve çevresindeki tüm detaylara karşı farkındalığımızın yükselmesi ile mümkün hale gelebilecektir.
Her anımızda, bu soluksuz süreci yaşamayı diliyorum.
“ Fark Yaratmak ” üzere…

“Fark Yaratmak”